Kayıtlar

Mutlu Zihin

Resim
Merhaba! Yeni gün yeni farkındalık için yine birlikte yine biz bizeyiz. Bu nedenledir ki rahat rahat konuşabiliyoruz. Daha cok ben konuşuyor gibi görünüyor olabilirim ama sende  zihninden benimle konuşuyorsun okurken, biliyorum.
Evet ne dedik zihin! Bugün geçen yazıda dipnot düştüğüm üzere (okumadıysanız hemen bir alttaki yazı) zihinden bahsedeceğiz. Öncelikle zihin dediğimiz şey ne? TDK'ya göre " Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü." Kısacası kafanın içinde olup bitenler. Genelde geçmişe veya geleceğe odaklı yaşayan ve her ne hikmetse daha çok üzücü, kötü olayları hatırlatan şey. Hakkını yemeyelim iyi şeyleri de anımsatmıyor değil. Ama genelde kötüyü anımsatan ya yine öyle olursa diye seni bunaltan o güçten bahsediyorum. Vücutunu esir alan. Hani o hep yapamayacağını iddia eden sana türlü oyunlar yapan.. Ailelerin hep "açık" olmasını istediği. (Bknz: Allah zihin açıklığı versin.) Zihnin ne olduğu anladık da bizim derd…

Anda mıyız?

Resim
Merhabaaaa! Neredeysen , günün hangi saatindeysen sana bir şeyler hatırlatmak belki fark ettirmek için merhaba! Yeni yeni farkındalığını yaşadığım, size de her yazımda ufak ufak araya sıkıştırdığım şeyler bahsetmek istiyorum yine. Seni bilmiyorum ama ben fark ettiğimdem beri dünyaya, hayata, saate daha farklı bakar oldum.
Güzel bir soruyla başlıyoruz.
Gerçekten anda mısın? Anı yaşıyor musun?
Nedense anı yaşamak benim kafamda sürekli eğlenmek gibi bir anlam teşkil ediyor. Bu yargıyı neden ve nasıl böyle oluşturduğumu bende bilmiyorum.
An da olmak hep eğlenmek, gülmek keyifli vakit getirmekten çok öte. İçinde bulunduğun zaman diliminde ruhen orda olduğun kadar bedenen de orda mısın?
Aklın geçmişte veya gelecekte olmama durumu. Tam da o anda olması demek. Bunları zaten biliyor olabilirsin. Beni etkileyen asıl şey duyduğum, okuduğum veya fark ettiğim örnekler oldu.
Mesela yemek yerken aldığımız her lokmada bir sonraki lokmayı düşünerek yemek yiyoruz bir çoğumuz. Hiç birimiz de o lokmanın…

BİR AN

Resim
Bu kez uzun bir otobüs yolculuğunda yazıyorum.. Uzun bir yol, dingin bir müzik.. Gidiyor yol, bitmeyecek gibi..
Yol bitmiyor da biten şeyler var hayatta. Ömür mesela. Bunu fark etmek için illa birinin hasta olması veya ölmesi mi gereklidir ki? Her an patlayacak bir bomba misali yanı başımızda beklemiyor mudur?
Sağlık mesela. Bitmese de bozulan bir yapı. Peki ya sağlığa şükretmek için hep hasta veya engelli mi görmek gerekir? Gerçek şükür bu mudur ki?
Bir şeyleri fark etmemiz için hep bir şeyler görmek, duymak zorunda mıyız?
Şu an hala nefes alıyorken çeksek en büyük nefesimizi.. İki kelime süzülse dilimizden .. "Çok şükür!" Sonra hala var olan sağlık sorunlarına rağmen bin beterleri için de bi "Şükür" desek.. Hep buna şükür! Belki o zaman o gitmeyen kara bulutlarımız dağılır, yaşadığımız o "anın" tadına varırdık. Evet, o hala nefes aldığın kısacık an. Geri gelmeyen, sadece senin olan.
Belki de hayat sadece bir an.  Biz onu bu denli karmaşıklaştırıyoruz. …

Peki ya sen?

Yine en sevdiğim yerdeyim. Bir yaz akşamı, yanımda kapağını sevdiğim yazı defterim,güzel yazan bir kalem, içine alıp seni uzaklara götürecek türden bir müzik, hafif bir serinlik ve o eşsiz gece sessizliği..
Ne edebiyat parçalanırdı şurada! Lakin bugün derdimiz daha farklı.
Gelelim sadede.
Belki uzun zamandır farkında olduğun belkide henüz fark etmediğin bir konu hakkında seninle konuşmak istiyorum. Neden böyle olduk, bilmiyorum. Ama birbirimizden nefret eder bir haldeyiz.
"Bu ne demek?" dediğini duyar gibiyim.
Demek istediğim birbirimize saygımız yok,tahammülümüz hiç yok, sevgiden zaten bahsetmiyorum. Birbirimizi çekemiyoruz dahi.
Yine de en önemlisi "saygı". Ne küçüğün büyüğe, ne büyüğün küçüğe ne de yaşıtın yaşıta saygısı yok.
Mesela bir toplu taşıma aracına bindiniz. Etrafınıza bir bakın. Herkes birbirinden o kadar rahatsız ki. Hatta bu durum topluluk olan herhangi bir yerde kimi zaman oturduğumuz apartmanda dahi böyle.
Ne ara bu kadar soğuduk birbirimizden? Ned…

Çaylı Sohbet

Resim
Merhaba! Yeni sıcak bir merhaba! Soğumaya yüz tutan havaların aksine güneşi çağırırcasına merhaba!
Bu kez bir konu belirlemedim. Sohbet etmek istiyorum seninle. Karşımda ol, bir çayımız, bir arka fon müziğimiz, orta halli bir manzaramız olsun. Sen anlat dök içini. Hep ben mi anlatacağım sanki? Sen konuş birazda.. Sahi nasıl gidiyor hayat? İyi kötü diye geçiştirme beni öyle. Sorgulayalım istiyorum biraz seninle. Ne derdin var?Anlat hadi! Ya da gerçekten hiçbir sorun yok mu? Zorla da sorun bulma bana. 😄Ama içten içe hep düşündüğün, kafanın içinde dönüp dolaşan şeyler varsa hani anlat bana. Anlatmak rahatlatacak inan bana..
Sen haklısın, en doğrusunu yapmışsın, her şey düzelecek desem rahatır mı bu seni birazcık?🙈
Neyse biraz da ben konuşayım o halde. Derdin belki küçük belki gerçekten de ciddi bir şey. Klişe ama arada bu dünyaya kazık çakmadığını ve çakamayacağınıda hatırla lütfen. Şu andan daha değerli bir şey yok. Her şey düzelir de şu anlar bir kez daha geri gelmez. Bazen o bir…

En Son Ne Zaman?

En son ne zaman kendini sevdin?
En son ne zaman kendini tebrik ettin?
En son ne zaman kendine çok değerli oldugunu hatırlattın?
Büyük ihtimalle sorular seni biraz düşündürdü . Belki cevap vermekte zorlandın. Hatta belkide bunu hiç yapmadığını fark ettin..
Çevrende bir sürü insan var değil mi? Bazılarını gerçekten cok seviyorsun. Onlara her fırsatta sevdiğini, onun senin için değerli olduğunu bir şekilde söylerken neden bunu kendine yapmıyorsun?
Kendimizi niçin bu kadar ikinci plana atıyoruz? Önemli olan kendimiz değil miyiz ki? Canından çok sevdiğin biri olabilir tabiki. Onun için canını vereceğin birileri.
Ama iste o sevdiklerinin kalbini sevgiyle doldurmak için dahi sen gereklisin.
Ne kadar önemli olduğunu fark et. Sürekli kusurlarına,başaramadıklarına takılı kalma. Kendini sayfalarca aşağılayacak şey bulabiliyorken neden kendine iki güzel söz söylemiyorsun ki? Çok büyük bir şey demiyorum inan. Mesela aynaya baktığında kusurlarına rağmen ne kadar mükemmel olduğunu gör.
Hani herkeste…

Farkında Mısın?

Elinde olanların farkında mısın? Nelere sahip olduğunu... Sadece var olmayana mı odaklandın yoksa? Olmayanlar için mi isyan ediyorsun sürekli?
Yapma. Bak eğer yeni bir güne uyanıyorsan bile şanslısın. Bugünü göremeyen kaç trilyon insan var. Yemek yiyebiliyor, keyif yapabiliyor, tuvaletini yapabiliyor, dışarı çıkabiliyorsan bak bunlar hepsi bir şans. Elinde olmayan nedenlerle bunlara sahip olamayanlar var.
Her gün senin için rutin olan ve görmediğin şanslardan bahsediyorum. Hatta belki lanet ediyorsun bazılarına. "Bugün de mi sabah erken kalkıp işe  gidecegim?"diye mesela. Sabah kalkabilmişsin, bir işin var, oraya gidecek bir bedene ve akla sahipsin. Ve daha bir çok şeye. Yinede uykun bölünecek diye lanet ediyorsun ya hani. Yapma. Senin yerinde olmak isteyen bir çok insan varken bu şımarıklık. Lanet ederek yaşarsan eğer sürekli mutsuz olacak ve -klişe belki ama- bardağın hep boş tarafına bakacaksın.
Dolu tarafta şükredilecek çok şey var. Yeter ki bunları gör! Görebildiğinde l…